Yönetim kurulu üyelerimize duyuru

 

İnsan, içgüdüleri ile hareket etmeyi bıraktığı ve birbirleriyle konuşarak iletişim kurduğu an uygar bir varlık haline gelmiştir. Bu yüzden beynin de önemli işlevlerini harekete geçiren dil; tarih boyu uygarlığın bir emaresi olan ve bir milletin yapısına, kültürüne ve tarihine dair önemli izler taşıyan bir iletişim aracıdır. Aynı dili konuşan bireyler ise uygar bir topluluk olmanın ötesine geçerek bir milli şuura sahip olurlar. Dil bu bakımdan öyle efektif bir özelliğe sahiptir ki, bir milleti yok etmek için dilini yozlaştırmanız, hafızalarından silmeniz yeterlidir. Geleceğe yön vermek için geçmiş hakkında bilgi sahibi olmak hayati olduğundan, milletin tarihi de dil vasıtasıyla öğrenilir. Milletin iskeletini yani tarihini yıkmak ise, dilini yıkmak kadar kolaydır. Bu bakımdan bağımsızlık adına ne denli önemli bir olgu olduğunu görebilmekteyiz.
Türkler dünya üzerinde, doğudan batıya, kuzeyden güneye çok geniş bir yer kaplar. Türkçe, henüz günümüzdeki birçok ülke ortada yokken bile ortaya çıkmış, onbinlerce yıllık geçmişe sahip antik bir dildir. Öyle ki ilk ‘uygarlıklardan’ olan Sümer dili ile Türk dili arasında sayısız ortak yön olduğu yerli-yabancı birçok yazar tarafından ispatlanmıştır. Günümüzde ise birçok ülkede ‘konuşulan dil’ olmak üzere bağımsız-özerk 22 devlette ‘resmi’ olarak 200 milyondan fazla insan tarafından kullanılan bir dildir. Dolayısıyla yüzyıllar boyu milletimize ait inanç, sanat, etik, ticaret, adalet adabını ve bizi biz yapan tüm değerleri günümüze kadar taşımıştır.
Günümüz uluslararası ilişkiler disiplininde bir terim olarak kullanılmaya başlanmış olsa da tarih boyu devletler arasında bir ticari veya askeri etkileşim gerçekleşmiş ve ‘complex interdependence (karmaşık karşılıklı bağımlılık)’ ortamı varlığını her tarihi olayda hissettirmiştir. Son tahlilde silahlanmadan çok daha tercih edilesi bir politika olan karşılıklı bağımlılık ve güç dengesi teorisi ile anladığımız şey; ekonomik, kültürel veya siyasi tüm değerlerimizin farkında olarak soydaş devletler ile sürekli bir etkileşim içerisinde olmanın bize fayda sağlayacağıdır. ‘Ortak dil’ ise bu etkileşime katkı sağlayan en önemli faktördür. Biz de vatanını, milletini, dilini seven bir sivil toplum kuruluşu olarak bu etkileşimleri her daim desteklemekte, işbirliği antlaşmalarının fonksiyonel bir şekilde artmasını dilemekteyiz.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın katıldığı ve kısaca “Türk Konseyi” olarak anılan bir teşkilat 3 Ekim 2009 tarihinde kurulmuştur ve her yıl 3 Ekim gününü Türk Dili Konuşan Ülkeler İş Birliği Günü, kısaca Türk Dünyası günü olarak kutlanmaktadır. Vatanını Sevenler Federasyonu olarak Türk Dünyası gününü kutluyor, tüm kültürleri ve dilleri zenginlik olarak görmekle birlikte halkımıza, dilimize ve değerlerimize sahip çıkmayı, yozlaşmadan korumayı temenni ediyoruz.

VATANINI SEVENLER FEDERASYONU

Takip edin: